Gündüz Düşü: Safranbolu

Gözleriniz açık göreceğiniz bir gündüz düşü bu... Hayal edin! Taş bir konağın içindesiniz... Pencereyi açtınız: Karşınızda, asırlar öncesinde mühürlenmiş bir şehir! Ne buraya nasıl geldiğinizi biliyorsunuz, ne de ne kadar kalacağınızı... Ama bunların hiçbir önemi yok.

02.08.2021

Karabük iline bağlı küçük bir ilçe olan Safranbolu’dasınız. Ama yüzölçümü sizi yanıltmasın. Burası kendi küçük, önemi büyük bir dünya kenti. Safranbolu, 1994 yılından beri UNESCO Dünya Miras Listesi’nde. Yani hem bize, hem herkese ait.

Safranbolu, son yıllarda iç turizmin yükselen yıldızlarından olsa da, aslında tarih boyunca hiç kaderine terk edilmemiş. Hititler’den Persler’e, Helenistik Krallıklar’dan Romalılar’a, Anadolu beyliklerinden Osmanlılar’a kadar onlarca uygarlık gelip geçmiş bu küçük kentten. Osmanlı döneminde, kervan yolları üzerinde önemli bir konaklama merkezi oluşu, ticaretle gelen bir refah yaratmış. Kent mimarisinin yüksek standardı da, işte bu zenginliğin sonucu.

Taş Kent

Küre Dağları’nın eteklerinde kurulu, adını safran çiçeğinden alan Safranbolu, geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan mimarisiyle, eşi bulunmaz bir kent. En önemli özelliği, sahip olduğu zengin kültürel mirası birkaç sembol yapıyla değil, kent ölçeğinde koruyarak bugünlere ulaştırmış olması. Yaklaşık bin kilometrekarelik engebeli bir bölgeye yayılan evler, inci bir kolye gibi yamaca serilmiş. Bugün Türkiye’deki yaklaşık 50 bin kadar korunması gereken Kültür ve Tabiat varlığının 1131'i Safranbolu'da bulunuyor. Rakamlar, her şeyi anlatıyor.

Yalnızca yapıların estetiği değil, doğa-insan-ev ilişkilerinin dengesi de Safranbolu mimarisini özel kılıyor. Çevreye olduğu kadar komşuya saygı da ön planda. Hiçbir ev diğerinin görüşünü engellemiyor. Taş, kerpiç, ahşap ve alaturka kiremitten yapılan evlerin bahçeleri, çavuş üzümlerinin sarmaladığı taş duvarlarla sokaktan ayrılıyor.

Safranbolu’daki yaklaşık 2000 geleneksel Türk evinin 800 kadarı yasal koruma altında. Dünyaca ünlü Safranbolu Evleri, 18. ve 19. yüzyılda Türk toplumunun yaşama biçimini yansıtan mükemmel bir mimarlık bilgisinin ürünü. Peki, tipik bir Safranbolu evini özel kılan ne?

Tipik Safranbolu Evi

Safranbolu evinin boyutu ve biçimini belirleyen üç temel unsur var: Büyük aile yapısı, yağışlı iklim, kültürel ve maddi zenginlik.

İki katlı Safranbolu evlerinde, amcalar, yengeler, gelinler ve torunların da dahil olduğu aile, cümbür cemaat, hep birlikte yaşar. Hayvanlar, evin zemin katındaki ahırlarda barındırılır. Yiyecek ve yakacak stokları, kilerlerde muhafaza edilir. Sözün özü, Safranbolu evleri büyük hacimlidir.

3000 yıllık bir geçmişe sahip olan Safranbolu’da, han, hamam, cami, köprü ve çeşmeler de tıpkı evler gibi koruma altında. Sokaklar kadar evlerin içleri ve avluları da taş havuzlar, sel sebiller ve çeşmelerle bezeli. İlçede Osmanlı döneminden kalma 150 çeşme var.

Safranbolu’da taş, yalnızca evleri değil, sokakları, avluları, duvarları, meydanları da giydirmiş. Kentin büyüsü de, bu bütünlüklü dokudan geliyor. Sokaklar arnavut kaldırımlarıyla döşeli; bahçeler taş duvarlarla örülü. Mevcut taş kaplama tarzı, rutubeti en aza indiren, sel sularına karşı dayanıklı ve ağaç köklerinin yeterli su almasına uygun yapıda.

Geçmişte, ticaretten gelen varlık sayesinde, Safranbolu’da yaşayan hemen hemen herkesin bir kışlık bir de yazlık evi varmış. Yöre halkı kışın şehirdeki evinde yaşar; yazın Bağlar’daki yazlığına göçermiş. Ancak "Çarşı"daki üretim ve ticaret, yaz-kış sürermiş.

Zamansız Kentin Saat Kulesi

Yaz-kış çalışan bir diğer mekan da, zamanın durduğu kentte dakikaları sayma görevini üstlenen saat kulesi. İki asrı geride bırakan yapı, alışılmışın aksine, saat başı değil, yarım saatte bir vuruyor. 12 metre yüksekliğindeki kuleyi Safranboluluların çoğu görmese de, herkes sesini duyuyor. 8 penceresinden taş kenti izleyen kulenin saati ise, haftada bir elle kurularak çalışıyor.

Safranbolu’da görmeden geçmemeniz gereken bir adres daha var: Cinci Hanı ve Hamamı. Her iki yapı da, Cinci Hoca lakaplı Molla Hüseyin Efendi tarafından 1645 yılında yaptırılmış. Kesme ve moloz taş duvarlarla inşa edilen iki katlı han, otel ve restoran olarak hizmet veriyor. Cinci hamamı ise, kadın ve erkek bölümleriyle halen çalışır durumda.

Safranbolu’da, gezmekten yorulanlar için keyif durakları da yok değil. Bunların başında, Safranbolu’nun dünyaca ünlü lokumcusu geliyor. Safranlı lokum, daha az tatlı olmasıyla alışılmış lokumlardan ayrılıyor. Dünyanın en pahalı baharatı unvanını taşıyan ve en kalitelisi Safranbolu’da yetişen safranın yarım kilosu, 80 bin çiçekten elde ediliyor.

Safranbolu’nun damakta bıraktığı, safranlı lokum tadı... Akıllarda bıraktığı, uyumun fotoğrafı... Bu fotoğrafı yaşam alanlarınızda yeniden canlandırmak mümkün. Evinizin her köşesinde taşın bin bir tonunu uyumla buluşturmak için, kataloğumuza göz atmanız yeterli. Evinizi bir Safranbolu konağı estetiğine kavuşturmak, sandığınız kadar zor değil. Taşın huzurunu yaşamak için, evinizin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesini beklemeyin! Siz tarzınızı seçin, gerisini bize bırakın!